sure-49 - KUR'AN-I AZİMÜŞŞAN - Blogcu



{ quranexplorer.com } KUR'AN-I KERİM ile TÜRKÇE ve İNGİLİZCE MEALLERİ

KUR’AN-I AZÎMÜ’Ş-ŞÂN
RAHMAN ve RAHÎM OLAN ALLAH'IN ADIYLA...

SERHENDİ.BLOGCU.COM


enfal.de | müslimteam | umutfm

1. FATİHA 2. Bakara 3. Al-i imran 4. Nisa 5. Maide 6. En'am 7. A'raf 8. Enfal
9. Tevbe 10. Yunus 11. Hud 12. Yusuf 13. Ra'd 14. İbrahim 15. Hicr 16. Nahl
17. İsra 18. Kehf 19. Meryem 20. Taha 21. Enbiya 22. Hac 23. Mü'minun 24. Nur
25. Furkan 26. Şuara 27. Neml 28. Kasas 29. Ankebut 30. Rum 31. Lokman 32. Secde
33. Ahzab 34. Sebe 35. Fatır 36. Yasin 37. Saffat 38. Sad 39. Zümer 40. Mü'min
41. Fussilet 42. Şura 43. Zuhruf 44. Duhan 45. Casiye 46. Ahkaf 47. Muhammed 48. Fetih
49. Hucurat 50. Kaf 51. Zariyat 52. Tur 53. Necm 54. Kamer 55. Rahman 56. Vakı'a
57. Hadid 58. Mücadele 59. Haşr 60. Mümtehine 61. Saff 62. Cum'a 63. Münafıkun 64. Teğabun
65. Talak 66. Tahrim 67. Mülk 68. Kalem 69. Hakka 70. Mearic 71. Nuh 72. Cin
73. Müzzemmil 74. Müddessir 75. Kıyamet 76. İnsan 77. Mürselat 78. Nebe' 79. Nazi'at 80. Abese
81. Tekvir 82. İnfitar 83. Mutaffifin 84. İnşikak 85. Buruc 86. Tarık 87. A'la 88. Ğaşiye
89. Fecr 90. Beled 91. Şems 92. Leyl 93. Duha 94. İnşirah 95. Tin 96. Alak
97. Kadir 98. Beyyine 99. Zilzal 100. Adiyat 101. Kaari'a 102. Tekasür 103. Asr 104. Humeze
105. Fil 106. Kureyş 107. Ma'un 108. Kevser 109. Kafirun 110. Nasr 111. Tebbet ihlas' felak' nas


49 - HUCURAT SURESİ








49-HUCURAT

Bu sûrede müminlere bazı görgü kuralları, Peygamber'e ve birbirlerine karşı nasıl davranacakları öğretilmektedir. Medine'de inmiştir. 18 (on sekiz) âyettir. Adını, dördüncü âyetteki "odalar" anlamına gelen "hucurât" kelimesinden alır.

 

1- Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün huzurunda öne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.

2- Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.

3- Allah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

4- (Resulüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir.

5- Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

6- Ey iman edenler! Eğer fasıkın biri size bir haber getirirsen onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınızdan pişman olursunuz.

7- Hem bilin ki, içinizde Allah'ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize zinet yapmıştır. Küfrü, fasıklığı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.

8- Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

9- Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.

10- Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz.

11- Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.

12- Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

13- Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır.

14- Bedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

15- Gerçek müminler ancak Allah'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.

16- De ki: Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

17- Onlar İslâm'a girdikleri için sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bilakis sizi imana erdirdiği için Allah sizin başınıza kakar. Eğer doğrulardan iseniz (Allah'a minnettar olmanız gerekir.)

18- Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin görülmeyen esrarını bilir. Allah yaptıklarınızı görür.

49. The Inner Apartments

(Al-Hujurát)

Revealed after the Hijrah. This chapter has 18 verses.

In the Name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

 

1. O Ye who believe! Put not yourselves forward before Allah and His Messenger; but fear Allah; for Allah is He Who hears and knows all things.

2. O ye who believe! Raise not your voices above the voice of the Prophet, nor speak aloud to him in talk, as ye may speak aloud to one another, lest your deeds become vain and ye perceive not.

3. Those that lower their voices in the presence of Allah's Messenger,- their hearts has Allah tested for piety: for them is Forgiveness and a great Reward.

4. Those who shout out to thee from without the Inner Apartments - most of them lack understanding.

5. If only they had patience until thou couldst come out to them, it would be best for them: but Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.

6. O ye who believe! If a wicked person comes to you with any news, ascertain the truth, lest ye harm people unwittingly, and afterwards become full of repentance for what ye have done.

7. And know that among you is Allah's Messenger: were he, in many matters, to follow your (wishes), ye would certainly suffer: but Allah has endeared the Faith to you, and has made it beautiful in your hearts, and He has made hateful to you Unbelief, wickedness, and rebellion: such indeed are those who walk in righteousness;-

8. A Grace and Favor from Allah; and Allah is full of Knowledge and Wisdom.

9. If two parties among the Believers fall into a fight, make ye peace between them: but if one of them transgresses beyond bounds against the other then fight ye (all) against the one that transgresses until it complies with the command of Allah; but if it complies then make peace between them with justice and be fair: for Allah loves those who are fair (and just).

10. The Believers are but a single Brotherhood: so make peace and reconciliation between your two (contending) brothers; and fear Allah, that ye may receive Mercy.

11. O ye who believe! Let not some men among you laugh at others: it may be that the (latter) are better than the (former): nor let some women laugh at others: it may be that the (latter are better than the (former): nor defame nor be sarcastic to each other, nor call each other by (offensive) nicknames: Ill-seeming is a name connoting wickedness, (to be used of one) after he has believed: and those who do not desist are (indeed) doing wrong.

12. O ye who believe! Avoid suspicion as much (as possible): for suspicion in some cases is a sin: and spy not on each other, nor speak ill of each other behind their backs. Would any of you like to eat the flesh of his dead brother? Nay, ye would abhor it...But fear Allah, for Allah is Oft- Returning, Most Merciful.

13. O mankind! We created you from a single (pair) of a male and a female, and made you into nations and tribes, that ye may know each other (not that ye may despise each other). Verily the most honored of you in the sight of Allah is (he who is) the most righteous of you. And Allah has full knowledge and is well acquainted (with all things).

14. The desert Arabs say, "We believe." Say, "Ye have no faith; but ye (only) say, 'We have submitted our wills to Allah,' For not yet has Faith entered your hearts. But if ye obey Allah and His Messenger, He will not belittle aught of your deeds: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful."

15. Only those are Believers who have believed in Allah and His Messenger, and have never since doubted, but have striven with their belongings and their persons in the Cause of Allah: such are the sincere ones,

16. Say: "What! Will ye tell Allah about your religion? But Allah knows all that is in the heavens and on earth: He has full knowledge of all things.

17. They impress on thee as a favor that they have embraced Islám. Say, "Count not your Islám as a favor upon me: Nay, Allah has conferred a favor upon you that He has guided you to the faith, if ye be true and sincere.

18. "Verily Allah knows the unseen of the heavens and the earth: and Allah Sees well all that ye do."

ziyaretçi online