sure-26 - KUR'AN-I AZİMÜŞŞAN - Blogcu



{ quranexplorer.com } KUR'AN-I KERİM ile TÜRKÇE ve İNGİLİZCE MEALLERİ

KUR’AN-I AZÎMÜ’Ş-ŞÂN
RAHMAN ve RAHÎM OLAN ALLAH'IN ADIYLA...

SERHENDİ.BLOGCU.COM


enfal.de | müslimteam | umutfm

1. FATİHA 2. Bakara 3. Al-i imran 4. Nisa 5. Maide 6. En'am 7. A'raf 8. Enfal
9. Tevbe 10. Yunus 11. Hud 12. Yusuf 13. Ra'd 14. İbrahim 15. Hicr 16. Nahl
17. İsra 18. Kehf 19. Meryem 20. Taha 21. Enbiya 22. Hac 23. Mü'minun 24. Nur
25. Furkan 26. Şuara 27. Neml 28. Kasas 29. Ankebut 30. Rum 31. Lokman 32. Secde
33. Ahzab 34. Sebe 35. Fatır 36. Yasin 37. Saffat 38. Sad 39. Zümer 40. Mü'min
41. Fussilet 42. Şura 43. Zuhruf 44. Duhan 45. Casiye 46. Ahkaf 47. Muhammed 48. Fetih
49. Hucurat 50. Kaf 51. Zariyat 52. Tur 53. Necm 54. Kamer 55. Rahman 56. Vakı'a
57. Hadid 58. Mücadele 59. Haşr 60. Mümtehine 61. Saff 62. Cum'a 63. Münafıkun 64. Teğabun
65. Talak 66. Tahrim 67. Mülk 68. Kalem 69. Hakka 70. Mearic 71. Nuh 72. Cin
73. Müzzemmil 74. Müddessir 75. Kıyamet 76. İnsan 77. Mürselat 78. Nebe' 79. Nazi'at 80. Abese
81. Tekvir 82. İnfitar 83. Mutaffifin 84. İnşikak 85. Buruc 86. Tarık 87. A'la 88. Ğaşiye
89. Fecr 90. Beled 91. Şems 92. Leyl 93. Duha 94. İnşirah 95. Tin 96. Alak
97. Kadir 98. Beyyine 99. Zilzal 100. Adiyat 101. Kaari'a 102. Tekasür 103. Asr 104. Humeze
105. Fil 106. Kureyş 107. Ma'un 108. Kevser 109. Kafirun 110. Nasr 111. Tebbet ihlas' felak' nas


26 - ŞUARA SURESİ













26-ŞUARA

Mekke'de nâzil olan bu sûre, 227 (ikiyüzyirmiyedi) âyettir. 224, 225, 226, 227. âyetleri (dört âyet), Medine'de nâzil olmuştur. "Şuarâ", şairler demektir; 224. âyetinde şairlerden sözedildiği için, sûre bu ismi almıştır. Muhaliflerin Kur'an'a karşı ileri sürdükleri iddialarından biri de, onun bir şair tarafından meydana getirilmiş olduğu idi. İşte Kur'an, Hz. Peygamber'in irşadı ile daha önceki peygamberlerin irşadlarının özde birleştiğini ve Kur'an'ın bir şair eseri olmadığını isbat ederek, bu iddiayı çürütmekte ve reddetmektedir.

 

1- Tâ, Sîn, Mîm.

2- Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir.

3- (Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın!

4- Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğile kalır.

5- Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.

6- Üstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.

7- Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.

8- Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.

9- Ve şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir.

10- Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi.

11- "Firavun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı?"

12- (Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar."

13- "Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."

14- "Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler."

15- (Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz."

16- "Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.

17- İsrail oğullarını bizimle beraber gönder."

18- "Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?"

19- "Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!"

20- Musa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım."

21- "Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı."

22- "O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. "

23- Firavun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?"

24- Musa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir."

25- (Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.

26- Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir."

27- (Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.

28- Musa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir."

29- Firavun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi.

30- Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"

31- Firavun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi.

32- Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.

33- Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.

34- Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!"

35- "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"

36- Dediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder."

37- "Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."

38- Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.

39- Halka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi.

40- "Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler.

41- Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler.

42- Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi.

43- Musa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi.

44- Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler.

45- Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!

46- Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.

47- "İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine "

48- "Musa ve Harun'un Rabbine!"

49- Firavun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim!"

50- "Zararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz."

51- "Herhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz"

52- Biz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik.

53- Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:

54- "Esasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır."

55- "(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar. "

56- "Biz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu.)

57- Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,

58- Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık.

59- Ve onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık.

60- Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.

61- İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler.

62- Musa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir."

63- Bunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi,

64- Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik.

65- Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık,

66- Sonra da ötekileri suda boğduk.

67- Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.

68- Ve şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

69- (Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.

70- Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.

71- "Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler.

72- İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"

73- "Veya size fayda veya zararları olur mu?"

74- "Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."

75-76- İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"

77- "Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)"

78- "O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"

79- "Beni yediren, içirendir,"

80- "Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."

81- "O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "

82- "Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur."

83- "Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."

84- "Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"

85- "Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"

86- "Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "

87- "(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."

88- "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"

89- "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."

90- (O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.

91- Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.

92, 93- Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.

94- Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.

95, 96- Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:

97- "Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

98- "Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."

99- "Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."

100- "Bak bizim için ne şefaatçiler var,"

101- "Ne de yakın bir dost."

102- "Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."

103- Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.

104- Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

105- Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

106- Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

107- "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.

108- "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

109- "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir."

110- "Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

111- "Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?"

112- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur."

113- "Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!"

114- "Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim."

115- "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

116- Dediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!"

117- Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti."

118- "Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."

119- Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.

120- Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.

121- Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.

122- Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

123- Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

124- Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

125- "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim."

126- "Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

127- "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. "

128- "Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?"

129- "Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?"

130- "Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz."

131- "Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

26. The Poets (Ash-Shuàráa)

Revealed before the Hijrah. This chapter has 227 verses.

In the Name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

 

1. Tá. Sín. Mím.

2. These are verses of the Book that makes (things) clear.

3. It may be thou will kill thy self with grief, that they do not become Believers.

4. If (such) were Our Will, We could send down to them from the sky a Sign, to which they would bend their necks in humility.

5. But there comes not to them a newly-revealed Message from the Most Gracious, but they turn away therefrom.

6. They have indeed rejected (the Message): so they will know soon (enough) the truth of what they mocked at!

7. Do they not look at the earth,- how many noble things of all kinds We have produced therein?

8. Verily, in this is a Sign: but most of them do not believe.

9. And verily, thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful.

10. Behold, thy Lord called Moses: "Go to the people of iniquity,-

11. "The people of the Pharaoh: will they not fear Allah?"

12. He said: "O my Lord! I do fear that they will charge me with falsehood:

13. "My breast will be straitened. And my tongue will not speak (plainly): so send unto Aaron.

14. "And (further), they have a charge of crime against me; and I fear they may slay me."

15. Allah said: "By no means! Proceed then, both of you, with Our Signs; We are with you, and will listen (to your call).

16. "So go forth, both of you, to Pharaoh, and say: 'We have been sent by the Lord and Cherisher of the Worlds;

17. " 'Send thou with us the Children of Israel.'"

18. (Pharaoh) said: "Did we not cherish thee as a child among us, and didst thou not stay in our midst many years of thy life?

19. "And thou didst a deed of thine which (thou knowest) thou didst, and thou art an ungrateful!"

20. Moses said: "I did it then, when I was in error.

21. "So I fled from you (all) when I feared you; but my Lord has (since) invested me with judgment (and wisdom) and appointed me as one of the messengers.

22. "And this is the favor with which thou dost reproach me,- that thou hast enslaved the Children of Israel!"

23. Pharaoh said: "And what is the 'Lord and Cherisher of the Worlds'?"

24. (Moses) said: "The Lord and Cherisher of the heavens and the earth, and all between,- if ye but sure belief."

25. (Pharaoh) said to those around: "Did ye not listen (to what he says)?"

26. (Moses) said: "Your Lord and the Lord of your fathers from the beginning!"

27. (Pharaoh) said: "Truly your messenger who has been sent to you is a veritable madman!"

28. (Moses) said: "Lord of the East and the West, and all between! If ye only had sense!"

29. (Pharaoh) said: "If thou takest any god other than me, I will certainly put thee in prison!"

30. (Moses) said: "Even if I showed you something clear (and) convincing?"

31. (Pharaoh) said: "Show it then, if thou tellest the truth!"

32. So (Moses) threw his rod, and behold, it was a serpent, plain (for all to see)!

33. And he drew out his hand, and behold, it was white to all beholders!

34. (Pharaoh) said to the Chiefs around him: "This is indeed a sorcerer well- versed:

35. "His plan is to get you out of your land by his sorcery; then what is it ye counsel?"

36. They said: "Keep him and his brother in suspense (for a while), and dispatch to the Cities heralds to collect-

37. "And bring up to thee all (our) sorcerers well-versed."

38. So the sorcerers were got together for the appointment of a day well-known,

39. And the people were told: "Are ye (now) assembled?-

40. "That we may follow the sorcerers if they win?"

41. So when the sorcerers arrived, they said to Pharaoh: "Of course - shall we have a (suitable) reward if we win?

42. He said: "Yea, (and more),- for ye shall in that case be (raised to posts) nearest (to my person)."

43. Moses said to them: "Throw ye - that which ye are about to throw!"

44. So they threw their ropes and their rods, and said: "By the might of Pharaoh, it is we who will certainly win!"

45. Then Moses threw his rod, when, behold, it straightway swallows up all the falsehoods which they fake!

46. Then did the sorcerers fall down, prostrate in adoration,

47. Saying: "We believe in the Lord of the Worlds,

48. "The Lord of Moses and Aaron."

49. Said (Pharaoh): "Believe ye in Him before I give you permission? Surely he is your leader, who has taught you sorcery! But soon shall ye know! Be sure I will cut off your hands and your feet on opposite sides, and I will crucify you all!"

50. They said: "No matter! For us, we shall but return to our Lord!

51. "Only, our desire is that our Lord will forgive us our faults, since we are the first to believe"

52. By inspiration We told Moses: "Travel by night with My servants; for surely ye shall be pursued."

53. Then Pharaoh sent heralds to (all) the Cities,

54. (Saying): "These (Israelites) are but a small band,

55. "And they have surely enraged us;

56. "And we are a multitude amply fore-warned."

57. So We expelled them from gardens, springs,

58. Treasures, and every kind of honorable position;

59. Thus it was, but We made the Children of Israel inheritors of such things.

60. So they pursued them at sunrise.

61. And when the two bodies saw each other, the people of Moses said: "We are sure to be overtaken."

62. (Moses) said: "By no means! My Lord is with me! Soon will He guide me!"

63. Then We told Moses by inspiration: "Strike the sea with thy rod." So it divided, and each separate part became like the huge, firm mass of a mountain.

64. And We made the other party approach thither.

65. We delivered Moses and all who were with him;

66. But We drowned the others.

67. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.

68. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful.

69. And rehearse to them (something of) Abraham's story.

70. Behold, he said to his father and his people: "What worship ye?"

71. They said: "We worship idols, and we remain constantly in attendance on them."

72. He said: "Do they listen to you when ye call (on them),

73. "Or do you good or harm?"

74. They said: "Nay, but we found our fathers doing thus (what we do)."

75. He said: "Do ye then see whom ye have been worshipping,-

76. "Ye and your fathers before you?-

77. "For they are enemies to me; not so the Lord and Cherisher of the Worlds;

78. "Who created me, and it is He Who guides me;

79. "Who gives me food and drink,

80. "And when I am ill, it is He Who cures me;

81. "Who will cause me to die, and then to life (again);

82. "And Who, I hope, will forgive me my faults on the Day of Judgment.

83. "O my Lord! Bestow wisdom on me, and join me with the righteous;

84. "Grant me honorable mention on the tongue of truth among the latest (generations);

85. "Make me one of the inheritors of the Garden of Bliss;

86. "Forgive my father, for that he is among those astray;

87. "And let me not be in disgrace on the Day when (men) will be raised up;-

88. "The Day whereon neither wealth nor sons will avail,

89. "But only he (will prosper) that brings to Allah a sound heart;

90. "To the righteous, the Garden will be brought near,

91. "And to those straying in evil, the Fire will be placed in full view;

92. "And it shall be said to them: 'Where are the (gods) ye worshipped-

93. " 'Besides Allah? Can they help you or help themselves?'

94. "Then they will be thrown headlong into the (Fire),- they and those straying in evil,

95. "And the whole hosts of Iblis together.

96. "They will say there in their mutual bickerings:

97. " 'By Allah, we were truly in an error manifest,

98. " 'When we held you as equals with the Lord of the Worlds;

99. " 'And our seducers were only those who were steeped in guilt.

100. " 'Now, then, we have none to intercede (for us),

101. " 'Nor a single inmate friend.

102. " 'Now if we only had a chance of return we shall truly be of those who believe!'"

103. Verily in this is a Sign but most of them do not believe.

104. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful.

105. The people of Noah rejected the messengers.

106. Behold, their brother Noah said to them: "Will ye not fear (Allah)?

107. "I am to you a trustworthy messenger:

108. "So fear Allah, and obey me.

109. "No reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds:

110. "So fear Allah, and obey me."

111. They said: "Shall we believe in thee when it is the meanest that follow thee?"

112. He said: "And what do I know as to what they do?

113. "Their account is only with my Lord, if ye could (but) understand.

114. "I am not one to drive away those who believe.

115. "I am sent only as a plain warner."

116. They said: "If thou desist not, O Noah! thou shalt be stoned (to death)."

117. He said: "O my Lord! truly my people have rejected me.

118. "Judge Thou, then, between me and them openly, and deliver me and those of the Believers who are with me."

119. So We delivered him and those with him, in the Ark filled (with all creatures).

120. Thereafter We drowned those who remained behind.

121. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.

122. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful.

123. The Àd (people) rejected the messengers.

124. Behold, their brother Hüd said to them: "Will ye not fear (Allah)?

125. "I am to you a messenger worthy of all trust:

126. "So fear Allah and obey me.

127. "No reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds.

128. "Do ye build a landmark on every high place to amuse yourselves?

129. "And do ye get for yourselves fine buildings in the hope of living therein (for ever)?

130. "And when ye strike, you strike like tyrants?

131. "Now fear Allah, and obey me.










132- "O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,"

133- "Davarlar, oğullar,"

134- "Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."

135- "Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum."

136- "Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."

137- "Bu sırf eskilerin âdetidir." 

138- "Biz azaba uğratılacak da değiliz."

139- Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.

140- Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

141- Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

142- Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

143- "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

144- "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

145- "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."

146- "Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"

147- "Bahçelerin, pınarların içinde,"

148- "Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,"

149- Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz."

150- "Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."

151,152- "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."

153- "Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!"

154- "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir."

155- Salih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi.

156- "Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir."

157- Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.

158- Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.

159- Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

160- Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

161- Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız?"

162- "Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

163- "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

164- "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."

165- "İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?"

166- "Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!"

167- Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın."

168- Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim."

169- "Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."

170- Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,

171- Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.

172- Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.

173- Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!

174- Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.

175- Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

176- Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.

177- Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

178- "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

179- "Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

180- "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir."

181- "Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."

182- "Ve doğru terazi ile tartın."

183- "Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

184- "O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."

185- Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin."

186- "Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."

187- "Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver."

188- Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.

189- Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!

190- Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.

191- Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

192- Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.

193- (Resulüm!) Onu Rûhu'l-emin (Cebrail) indirdi;

194- Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;

195- Açık parlak bir Arapça lisan ile.

196- O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.

197- İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?

198, 199- Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

200, 201- Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

202- İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.

203- O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?...diyeceklerdir.

204- (Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.

205- Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,

206- Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,

207- O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.

208- Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.

209- (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.

210- Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.

211- Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.

212- Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.

213- O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.

214- (Önce) en yakın hısımlarını uyar.

215- Ve sana uyan müminlere kanadını indir.

216- Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."

217- Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.

218- O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.

219- Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)

220- Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.

221- Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

222- Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.

223- Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.

224- Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.

225, 226- Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?

227- Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.

132. "Yea, fear Him Who has bestowed on you freely all that ye know.

133. "Freely has He bestowed on you cattle and sons,-

134. "And Gardens and Springs.

135. "Truly I fear for you the Chastisement of a Great Day."

136. They said: "It is the same to us whether thou admonish us or be not among (our) admonishers!

137. "This is no other than a customary device of the ancients,

138. "And we are not the ones to receive pains and chastisements!"

139. So they rejected him, and We destroyed them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.

140. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful.

141. The Thamüd (people) rejected the messengers.

142. Behold, their brother Sálih said to them: "Will you not fear (Allah)?

143. "I am to you a messenger worthy of all trust.

144. "So fear Allah, and obey me.

145. "No reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds.

146. "Will ye be left secure, in (the enjoyment of) all that ye have here?-

147. "Gardens and Springs,

148. "And corn-fields and date-palms with spathes near breaking (with the weight of fruit)?

149. "And ye carve houses out of (rocky) mountains with great skill.

150. "But fear Allah and obey me;

151. "And follow not the bidding of those who are extravagant,-

152. "Who make mischief in the land, and mend not (their ways)."

153. They said: "Thou art only one of those bewitched!

154. "Thou art no more than a mortal like us: then bring us a Sign, if thou tellest the truth!"

155. He said: "Here is a she-camel: she has a right of watering, and ye have a right of watering, (severally) on a day appointed.

156. "Touch her not with harm, lest the Chastisement of a Great Day seize you."

157. But they ham-strung her: then did they become full of regrets.

158. But the Chastisement seized them. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.

159. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful.

160. The people of Lüt rejected the messengers.

161. Behold, their brother Lüt said to them: "Will ye not fear (Allah)?

162. "I am to you a messenger worthy of all trust.

163. "So fear Allah and obey me.

164. "No reward do I ask of you for it: my reward is only from the lord of the Worlds.

165. "Of all the creatures in the world, will ye approach males,

166. "And leave those whom Allah has created for you to be your mates? Nay, ye are a people transgressing (all limits)!"

167. They said: "If thou desist not, O Lüt! thou wilt assuredly be cast out!"

168. He said: "I do detest your doings."

169. "O my Lord! deliver me and my family from such things as they do!"

170. So We delivered him and his family,- all

171. Except an old woman who lingered behind.

172. Then the rest We destroyed utterly.

173. We rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)!

174. Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.

175. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might Most Merciful.

176. The Companions of the Wood rejected the messengers.

177. Behold, Shuàib said to them: "Will ye not fear (Allah)?

178. "I am to you a messenger worthy of all trust.

179. "So fear Allah and obey me.

180. "No reward do I ask of you for it: my reward is only from the Lord of the Worlds.

181. "Give just measure, and cause no loss (to others by fraud).

182. "And weigh with scales true and upright.

183. "And withhold not things justly due to men, nor do evil in the land, working mischief.

184. "And fear Him Who created you and (Who created) the generations before (you)"

185. They said: "Thou art only one of those bewitched!

186. "Thou art no more than a mortal like us, and indeed we think thou art a liar!

187. "Now cause a piece of the sky to fall on us, if thou art truthful!"

188. He said: "My Lord knows best what ye do."

189. But they rejected him. Then the punishment of a day of overshadowing gloom seized them, and that was the Chastisement of a Great Day.

190. Verily in that is a Sign: but most of them do not believe.

191. And verily thy Lord is He, the Exalted in Might, Most Merciful.

192. Verily this is a Revelation from the Lord of the Worlds:

193. With it came down the Truthful Spirit-

194. To thy heart, that thou mayest admonish.

195. In the perspicuous Arabic tongue.

196. Without doubt it is (announced) in the revealed Books of former peoples.

197. Is it not a Sign to them that the Learned of the Children of Israel knew it (as true)?

198. Had We revealed it to any of the non-Arabs,

199. And had he recited it to them, they would not have believed in it.

200. Thus have We caused it to enter the hearts of the sinners.

201. They will not believe in it until they see the grievous Chastisement;

202. But it will come to them of a sudden, while they perceive it not;

203. Then they will say: "Shall we be respited?"

204. Do they then ask for Our Chastisement to be hastened on?

205. Seest thou? If We do let them enjoy (this life) for a few years,

206. Yet there comes to them at length the (punishment) which they were promised!

207. It will profit them not the enjoyment they were given-

208. Never did We destroy a town, but had its Warners -

209. By way of reminder; and We never are unjust.

210. The Satans did not bring it down:

211. It is not meet for then, nor is it in their power,

212. Indeed they are banished from hearing it.

213. So call not on any other god with Allah, or thou wilt be among those who will be punished.

214. And admonish thy nearest kinsmen,

215. And lower thy wing to the Believers who follow thee.

216. Then if they disobey thee, say: "I am free (of responsibility) for what ye do!"

217. And put thy trust on the Exalted in Might, the Merciful,-

218. Who seeth thee standing forth (in prayer),

219. And thy movements among those who prostrate themselves,

220. For it is He Who heareth and knoweth all things.

221. Shall I inform you, (O people!), on whom it is that the Satans descend?

222. They descend on every lying, wicked person,

223. They listen eagerly, and most of them are liars.

224. And the Poets,- It is those straying in Evil, who follow them:

225. Seest thou not that they wander distracted in every valley?-

226. And that they say what they practice not?-

227. Except those who believe, work righteousness, engage much in the remembrance of Allah, and defend themselves after they are unjustly attacked. And soon will the unjust know what vicissitudes their affairs will take!

ziyaretçi online